25 Ekim 2013 Cuma

Kahrolsun Dizi Sektörü, Yaşasın Tam Bağımsız Yaratıcılık, Çok Politik Oldu Başlık..


Sinirliyim.

Her şeyden önce yalakaların dik alası, satılmışların hası TRT'ye sinirliyim.

Yayınladığı absürt gereksiz dizilerden, hayatım boyunca kalitelerinde bir adım ileri gidememiş olmalarından, belgesellerinin, sabah öğle akşam programlarının sıkıcı olmasından, haberlerinin taraflı olmasından dolayı değil;
Türk televizyon tarihinin en orijinal dizisine,- bak dizilerinden biri demiyorum, dizisi diyorum, çünkü tek -
Ev sahipliği yaparken, politik görüş ayrılığı sebebiyle ekibini b.k gibi ortada bıraktıkları sevgili dizimiz,
Leyla ile Mecnun'un,
Adam gibi bir finalini izleyemediğim için,
TRT'ye sinirliyim.

Ne oldu, 2 dakikalık bir final izledim.
Ne oldu, 2 dakikalık, k.çı kırık, son anda uydurulmuş bir final izledim.

He "baştan beri öyle düşünmüştüm ben" diyorsa senaristi yine bir derece eyvallah,
Hayal gücün sağ olsun, derim ama
Hiç de öyle gelmedi be arkadaş,
Bildiğin dizi bitecek dediklerinden 3 hafta sonra aklına gelmiş bu
Evde televizyon izlerken.

Neden,
Çünkü televizyon bir boş kutu.

Türk dizilerine bakıyorum.

Aslında bu yazıyı son bir kaç haftadır aklımda sürekli yazıyorum bak.
Yakınlar bilir, bozuk plak gibi aynı şeyleri onlara kırk kere söyledim, yakın bir zaman zarfında...
Ama dile getirmem için en sevdiğim, belki de tek sevdiğim diziden bir darbe yemem lazımmış.


Türk dizilerine bakıyorum.

Hepsi birbirinin birebir aynısı,
Temelde 5 çeşit dizimiz var,
Töre dizileri, gençlik dizileri, komedi dizileri, çarpma çurpma diziler ve uyarlama diziler.

Töre dizilerinin senaryosu şekildedir:

Ailenin büyük erkek çocuğu şehirde okumuştur, şehirli bir sevgilisi vardır, ancak kendi memleketinde bir de kuması/yavuklusu/ona yamamaya çalıştıkları herhangi bir yerli kız vardır. Ailesi "şeherli" kızı hiç istemezler. Kan davası vardır. Kötü adam ailenin cılkını çıkarır. Şehirli kız başta köyü pis kötü kaka bulsa da inanılmaz bir şekilde köy hayatına alışır ve mekanı sahiplenir. Hanım ağa olur. Dizi biter.

En az 3 tecavüz, 2 gayrı meşru çocuk, sezon sayısıyla doğru orantılı ölü de cabası.


Gençlik dizileri şu şekildedir.

Bir grup itici lise/üniversite öğrencisi vardır.
Bunların özel okullu olanları mutlaka züppe, kötü ve haysiyetsizdir.
Devlet okulunda okuyanlar ise, mert, namuslu ve masumdur.
Kız fakirse oğlan mutlaka zengindir, oğlan fakirse kız zengin olmalı ki kültür farkı olsun.
Kızın mutlaka iki arkadaşı vardır, biri süzme aptaldır, diğeri de ya tuhaf giyinmelidir ya şişman olmalıdır.
Erkeğin kankası mutlaka asıl kıza yazar.
Kötü kız mutlaka sarışındır. Aptaldır. Yapışkandır. Dizinin sonunda yumuşar pamuk şekeri gibi olur.
Dizinin olmazsa olması sınıfta bir gerizekalı, şakacı erkek karakteridir. Bir de sıkıntı yaratan, tuhaf talepleri olan hoca mutlaka bulunmalıdır.

Bu diziyi en az 120 kere izlediniz.



Komedi dizileri derken,

Bu yukarıda bahsettiğim gençlik dizilerini izninizle komedi dizilerinden ayırıyorum,
Çünkü klişe olmayan komedi, Türk dizilerinin en başarılı olduğu kategoridir.
Gülse Birsel'e özel teşekkürlerimi ve öpücüklerimi yolluyorum.


Gelelim çarpma çurpma dizilere,

Bunlar orijinal dizilermiş gibi gözükürler,
Daha fragmanlarından anlarsınız bu işte bir Amerikanlık olduğunu,
Gereksiz aksiyon sahneleri, bilişim uzmanı karakterler,
Zeka oyunları,
Bunlar bize göre işler değil, nedense.

Zekasıyla övünen toplum biz değil miydik?
Dandirik bir diziyi bile anca çalarak yazabiliyorsak...



Ve son olarak uyarlama diziler,

Bu başlık altında yazarken bile sinirleniyorum.
Her şeyi 90 sayfalık kitabı alıp sakız gibi çeke çeke uzatıp
10 sezonluk hikaye çıkaran, çıkartmaya çalışan, çıkarttığını sanan
Sevgili Yaprak Dökümü senaristi başlattı.


Sonra ardı arkası kesilmedi;
Hayır keşke gerçekten kitaplara bağlı kalarak yazsanız.
Hani belki o kitapları okumayan halkım da nasiplenir değil mi?
Yok illa bir ekstra entrika, kötü karakter, tecavüz yamayacağız, işin şanı bu.

Bu başlıkta da sadece Aşk-ı Memnu'yu ayrı tutuyorum,
Çünkü onlar türün diğer örnekleri arasında kitaba en çok bağlı giden senaryoya sahiptiler.
Tabi buna "müstehcen" bulunması sebebiyle dizinin erken bitirilmiş olması da sebep olmuş olabilir.

4 programın 5'inde tecavüz, birbirine atlama, hepsini geç elektrik akımlı evlilik programları varken, araya yastık koymadılar mı diye endişelenip "yeğen yengeye atlamasın" diyerek Aşk-ı Memnu'yu bitirdiler ya..
Selam olsun.


Gerçekten emek verenler alınmasın;
Dizi senaristliği ne kolay işmiş değil mi arkadaş?
Seç yukarıdakilerden birini, her kanalla anlaşabilirsin,
Çünkü yapım sahipleri kısa süreli hafıza kaybı hastalığına sahip olacaklar ki;
"Ulan bu senaryo da bir yerden tanıdık geliyor ha."
Demeyip, her geleni çekiçekiveriyorlar kanallarına.


Kaçtır düşünüyorum,
Üç kuruş fazladan zamanım olsa,
Şöyle adam gibi bir senaryo yazsam,
Uyduruk Amerikalılardan ne'miz eksik, evrensel olsa yürüse..

Nerde..
Kırk yılda bir orijinal yazanı da kanaldan atıyorlar, gördük,
Reytingleri düşüktü dediler bir de utanmadan,
Sanki diğer programlarından gözlerimizi alamıyoruz.

Gelişime açık değiliz,
Değişime açık değiliz,
Fikirlere hiç açık değiliz, sıfır.

Sanırım sırf bu yüzden 127 yıldır aynı dizileri çevir çevir izleyip duruyoruz.
Ha üstelik artık ne güldürüyor, ne ağlatıyorlar.

Sana karşı duygumu tükettim be televizyon.

Bu akşam tükettim bak.
Adam kalktı,
Sevgili Burak Aksak;
Seninle ne bir tanışıklığım var, ne bir çay içmişliğim değil mi?
Ama ne derler " severek izliyoruz",
Ha yine izleyeceğim, bir bölümde kestirip atmam, harcamam yetenekleri,
Ama ne yaptın be ciğerim.

Lisede yazdığım 4 hikayeden 5inin sonu "çocuk aslında komadaydı" diye bitiyor.

Yakıştı mı evladım sana,
Onca yıldır klişe klişe diye dalga geçtiğin şakalara,
Farklı duruşuna,
Absürt komedi anlayışına ve durup dururken bizi salya sümük ağlatışına,
Yakıştı mı?
Keşke hiç göstermeseydin sonunu da biz kendi hayal gücümüzle bağlasaydık,
Herkes kafasında istediği gibi bitirseydi Leyla ile Mecnun'u,
Herkes kendi finalini yazsaydı..

Ama sen de haklısın,
Tuttu mu, tutmuş.
Açtım baktım twitter'a,

-Ki twitter'a ayrı tepkiliyim, hiç sevmiyorum, zaten de kullanmıyorum, gezi olayları zamanında açtığım bir hesabım var sadece olanı biteni takip etmek için, twitter zaten de bir tek o zaman işe yaradı -

Anam, herkes beğenmiş
"Göz yaşlarımız sel oldu yüzüyoruz."lar,
"Ne yaptınız yine böyle, oldu mu şimdi"ler,
"Ağzımıza ettiniz yine iyisiniz"ler,
Lar,
Ler,

Eee?
Hani nerede yıllarca sizinle beraber klişelere gülen seyirciniz?

Ki ben de onlardan biriyim.

İnanın, o iki dakikalık final anlatımı bitene kadar yarı gülümseyerek izledim
"Hadi oradan böyle final mi olur, neamiş Mecnun aslında yatalakmış, hadi be oradan, LM bitmez."
Diyeceksiniz, ben de kopacağım, "Bak yine ters köşe yaptılar." diyeceğim diye.

Cıks.

Olmadı.

Belki ben gıcığımdır.
Ama bir şekilde belki bir paralel evrende bu yazıdan birinin haberi olursa,
Bir dost olarak söylemek isterim ki,
ÇOK KLİŞEYDİ.

Tüm Ben de Özledim kadrosunu öpüyorum, yeni işlerinde başarılar diliyorum ama.
Orası ayrı.


Velhasıl kelam,
Artık lafı bir şekilde toplamalıyım, Türkçesi,

Türk dizi sektöründen nefret ediyorum.
Dizilerin 1.5, 2 hatta 3 saat olmasından nefret ediyorum.

Ne arkadaş bu film mi?
Her hafta bir film yazacak yaratıcılığa hanginiz sahip Allah aşkına?

O yüzden tüm işler bu kadar ucuz, bu kadar birbirinin aynısı oluyor.

Bak Amerikalının 20 dakikalık dizisi bile bir hafta güldürüyorsa ikinci hafta güldürmeyebiliyor.
Normal, insan bu, her hafta komik, her hafta orijinal, her hafta dramatik olamaz.

Ancak en azından oyunculukları iyi,
Senaryo farklı,
Değişik bir hayata bakmanızı sağlıyor,
Kendi hayatınızdan sıkıntınızdan sizi kısa süreli de olsa çıkarıyor diye,
Şans verip izliyorsunuz..

Biraz seçici olmayı öğrenmeli,
Televizyondaki her şey b.ktan mı, izleme arkadaş, otur oku, kendin üret,
Protesto et.

Koca bulmak için televizyon programlarından medet arama.
Dışarı çık, birileriyle tanışırsın belki.

Sanki kan yoluyla bağlanmışsın televizyona,
Kırk yıllık ahçısın yemek yapmayı televizyondan öğreniyorsun,
Biraz yaratıcılığını keşfet,
Başkalarının hayatlarını, entrikalarını yaşama,

Osmanlı'da da değiliz burası Türkiye Cumhuriyeti,
Sen  de Hürrem değilsin.
Sülüman hiç değilsin.
Bunu artık bir belle.

Fark et.



Peki ben ne yapacağım şimdi,
7 dizilik haftalık maratonuma oturacağım.
Evet bunca lafı ettikten sonra..
Ben de insanım.

Yine de eleştirimde birazcık hak verin diye isimlerini veriyorum dizilerimin,
Hani en azından hepsi birbirinden farklı sevgili dizi sektörü:
Ha bak ben bunlar şahane yaşasın Amerika falan da demiyorum,
Sadece üzülüyorum, şu kadar basit düşünüp, şu sıraladıklarımı üretemeyecek kadar yaratıcı değil miyiz diye..
1) American Horror Story
2) How I Met Your Mother
3)New Girl
4) Bates Motel
5) The Big Bang Theory
6) Supernatural
7) Breaking Bad


Evet bir gün zamanım olursa dizi yazacağım.
Kötü olursa izlemezsiniz, ama güzel bir jenerik müziği koyarım yine de, en azından onu indirirsiniz, olur mu?

Öptüm yıllar sonra,
İyi geceler..

ÇS*13

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme