28 Mayıs 2012 Pazartesi

Size bir açıklama borçluyum..



Öncelikle,
kendi kendine konuşana deli derler arkadaş. 'E kafamın içinde bütün gün ne yapıyorum ben.' Hay canımın içi, evet kendi kendinle konuşuyorsun. Ben ne yapıyorum, o kadar çok düşünüyorum ki bir yerden sonra bunları bir yere yazmak istiyorum. Aslında elle yazmak en güzeliydi - ki tatlı küçük siyah defterime şiir karalama fantezimin kendimi gerçek bir şair gibi hissettirip tribe soktuğu bir gerçek ve hala zaman zaman devam ediyor - ama ben o kadar tembelim ki, ne zaman yazı hızımın düşünce hızıma klavye tuşlarını 'gıdıklarken' daha rahat yetişebildiğini fark ettim, defterden Microsoft Word'e tayin oldum. Microsoft canımı sıkıyor biliyor musun? Aslında severdik birbirimizi ama ben hep onu kandırıyorum, 60 günde bir sürem bitti diyor tekrar tekrar yüklüyorum.. Aşkta, sevgide kandırmaca olmaz tabi.. Birbirimizi çok üzdük, çok sıktık, ilişkimiz sallantıda.. Ben de kendime yeni heyecanlar, kelimelerimi bünyesinde tutmaktan daha çok zevk alacak araçlar arayışına düştüm.. Yollarımız ayrıldı.. Yazık.

Velhasıl kelam, bir keresinde tatlı turuncu bir kız, ki o kendini bilir ismen afişe etmeyeceğim canımın içi, demişti ki (once a wise man told me tavrına girdim, olsun, maksat bahane yaratmak) 'Sen günlük yazsan ben her gün okurum!' bak ne tatlı insanlar var dünyada değil mi? Ben de dedim ki, kukumav kuşu gibi düşünüp deli gibi kendi kendime konuşmaktansa, alenen kendimi afişe edeyim, okuyan olursa canımı yesin, olmazsa da canı sağ olsun, koyver, ölümlü dünya seni mi kıracağım yani.

Bu arada "bağla" diye buton var, bassam lafın sonunu bağlar mı acep?

Size bir açıklama borcum vardı, yarısını ödedim.

İkinci yarısına gelirsek, 'bu başlık nereden çıktı tatlım?' kısmını aydınlatmak isterim. Aslında bilen bilir, zaten okuyan da bence bilen kısım olacak ama hani senin günün şu saatinde başka işin yoktu da açtın okuduysan kalbin kırık kalmasın diye hemen sana da açıklayacağım.

Neden birbirimizi seviyoruz?
Aslında bu benim hiç yayınlanmamış kitaplarım serisinin bitmemiş nadide bir eserinin ismi yazarı tarafından bile yanlış bilinen adı oluyor. Kitabın adı "Neden Yine de Birbirimizi Seviyoruz?" ki zaten kitabın önemli tarafı o 'yine de' kısmını açıklamaya çalışması ama blogu açarken unutuverdim böyle çıktı elimden. Kitabın diğer yazılarımdan farkı tamamen benim bakış açım olması ki burada da aynını yapmayı planlıyorum. Belki oradan da seçmece bir şeyler koyarım, belli olmaz. Şiir yazsam ağlar mısınız? Dokunabilir misiniz mısralarıma ellerinizle?

He, bir de ben hep yazılarımda sizli bizli konuşurum hayalimde hangi kraliyet ailesine hitap ediyorsam. Üzerinize alınmayın yani.

Şimdi izninizle gidiyorum, odamda hareket eden herhangi bir canlı olmamasını hayal ettiğim bir tıkırtı ve canına susamış bir sivrisinek var.


İyi geceler.
ÇS*12

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme