22 Eylül 2012 Cumartesi

Bir Ticaret Deneyi ya da Baklava...

Tatlıcı açılışında,
"I'm Sexy and I know It" çalmamalı,

"I'm Fat and I'm Growing" gibi bir şarkı daha çok uygun olur bence.

Nitekim ne kadar "I work out" yapsanız da az önce yediğiniz o beleş baklavalar erimez arkadaşım,
Doğruya doğru.

Allah'ıma çok şükür en azından tatlı yemeyi sevmiyorum.
Ha bir de tatlı sevsem, neler olacak.



Yine eczanedeyim bugün, 
Ve karşı sırada bir milyonuncu kez yeni bir dükkan açılıyor. 
Bir milyon bir kez de kapanıyorlar, bu üzücü bir durum tabi.
Şu ana kadar denenmedik iş türü bırakmadılar,
Kebapçı, halıcı, beyaz eşyacı, kumaşçı, kasap, fotoğrafçı, ayakkabıcı, çantacı, giyim mağazası, bakkal, kuyumcu, fırın, gelinlikçi, camcı, hatta bir dönem dini kitaplar satan tuhaf bir mekan, astrolog/medyum..

Bizim de bunlar arasında para kazandırmadığımız yok mesela, o apayrı bir konu.

Hoşgeldiniz alışverişini çok severiz biz.


Ha bak medyuma ve dini kitapçıya gitmedi annem, şimdi hakkını yemeyeyim kadının.

Her açılış beklenmedik derecede renklidir.
Mesela deve getirme modası var burada Allah sizi inandırsın,
Daracık yolda, sokak arasında devenin işi ne.
Sonra neden kasabımızdan kimse alışveriş yapmadı..

Kasap demişken, bir kaç sene önce şuan yerinde Akbank şubesi olan 2 dükkan yanımızdaki yerde kasap vardı.
Düşünün şimdi banka olabilecek büyüklükteki bir mekanda kasap,
Arkada ne kesiyorlardı,
İki katlı 4 dönüm yeri ne amaçla kullanıyorlardı,
Ne satıyorlardı, inanın hiç kestiremiyorum.

Eskiden beyaz eşya satılan tam karşımızdaki kocaman mağazada şimdi medikal market var mesela,
Demek ki artık evimizden çok sağlığımıza düştük,
Ya da giderek evhamlı mı oluyoruz ne?

Bir kişi de görmedim içeri ayağı kolu kırık girsin, ne alıyorlar bu kadar bilmiyorum, 
Allah bereket versin tabi ne diyeyim...

Eskiden kebapçı olan yerde şuan pideci var mesela,
Bu tamamen stratejik bir değişiklik diye düşünüyorum,
Kebapçı niye tutmadı da pideci tuttu?

Çünkü adamlar sahurda sıcak pide çıkarıyorlar,
Helal olsun demek düşer.

Yıllardır kapanmayan, hiç değişmeyen yerlere gelelim mesela,
Birincisi, maşallah biz,
Malum eczane, giysiye ayakkabıya benzemez bu, zorunlu ihtiyaç,
İkincisi telefoncu, 
Benim ülkemin evlatları konuşmadan durabilir mi?
Çok başarılı bir ticaret seçimi,
Üçüncüsü oturma grupları, oda takımları satan galeri,
Tenceresiz tavasız olur ama taşta oturacak halimiz yok..
Dördüncüsü berber,
Mahallemizin erkekleri saç ve kişisel bakımlarına pek bir düşkünler, 
Berberler yıkılmaz
Ve son olarak ocakbaşı..
Normalde buraya yemelere doymuyoruz gibi bir yorum yapardım ama,
Orada bambaşka işler dönüyor diye düşünürüm yıllardır,
Buna girmeyeyim, aramızda kalsın..

Siz yemeye düşkünüz diye düşünün,
Başka düşkünlükler gelmesin aklınıza.


Yeni açılan tatlıcımız,
Adı, "Tatlı Fark" 
Böyle şakacı isimler koymalarına bayılıyorum.

Ciğerciye,
Can-Ciğer, Canım Ciğerim, Ciğerimin Köşesi gibi isimler koymak mesela,

Memleketim en çok yiyecek konusunda şakacı zaten,
2 cadde aşağımızda bir tavukçu var önünde duran dubada
"Dikkat Çevirme Var" yazıyor.


Evet, piliç çevirme.

Ve ben bu espriye üç gün gülmüş olabilirim, kabul ediyorum.


Bir de "Öz" ön ekine çok tavım.
Öz eki koyunca mekana bir gerçekçilik ve güvenilirlik geliyor.
Mesela karşımızdaki pideci, "Öz Malatya"
Baya, o gittiğiniz Malatya bir düzmece,
Öz Malatya bizim karşı sokağımızda,
Gece yarısı pide satıyor.

Biz de eczanenin başına bir "Öz" çaksak parayı vururuz bence.

Şuan sevgili tatlıcı açılışındaki DJ'i vurursam kaç yıl yerim diye düşünüyorum.
"A huuuuuu" diye bağırdı az önce.

Acaba mikrofonu boğazına soksam, bir kişi kurtarır mı boğulmasın diye?

Biz ne açılışlar gördük,
Ne itici palyaçolar,
Ne kabus müzikler,
Ne patlayan bavullar, 
Ne develer. 

Ama memleketimin gidişatı ortada,
Bir işe başlıyorsanız üç kuruş aklınızı da ortaya koymanız lazım.

Yarım kilo eti üç ayda bir alanların çoğunluğu oluşturduğu bir mahallede,
10 milyara iki katlı dükkan tutup et satmak akıl karı değildir. 

He tatlı yemeye ihtiyacımız var ama,
Nitekim tatlı konuşacak bir konumuz kalmadı bu memlekette.


İzin verseler de hepimiz adliye, mahkeme, hapishane açabilsek mesela,
Nasıl olsa o iş hepten yalamaya döndü,
Bari bu işlek kapıdan biz de nasibimizi alalım.


Hepimiz şişmanız.

Açımız tokumuz, hepimiz tüm gün yalnızca boş laflarla karın doyuruyoruz.
Hepimiz şişmanız.

Kapanan kasap yerine,
Meclis açmalıyız bence,
3 ayda bir et alsalar da yine bize oy verirler,
Bahçelerine çiçek dikmeliyiz ama,
Ve meclisi sahurda da açık tutmalıyız, müşterisi bol olur diye.
Meclisin kasasına da oturdum mu, değmeyin keyfime. 

Meclisimizin adı da, Öz Meclis olsun.
Bu iş tutar.

Peki ben bugün yazımda ne anlattım.
Hani lisede öğrenmiştik ya, deneyler iki bölümden oluşur,
Nitel gözlem ve nicel gözlem,

Benimki son 10 yıldır aynı caddenin 2-3 sokağı kapsayan bir bölümünde yaptığım
Nitel gözlemdi,
Nicel kısmı için,
Kapılarını tek tek çalıp ne kadar kazandıklarını soracağım,
İki grup olacak, sabit grup ve radikal grup,
İşim uzun yani,
Bunları bir deneye vardırırsam işin sonunda,
Size şuan okulu bırakıp hangi ticarete atılacağınızı söyleyeceğim..


Ya da boşverin hepsini, gidip bedava baklava yiyelim..

Öpüldünüz, ki zaten bu memlekette öpülmediğimiz gün yok..
Sevgilerle,
ÇS*12


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme