29 Ağustos 2012 Çarşamba

Bir Ders Seçimi Klasiği 1..

Bu sene derslerimi 10.00 da aldım.


75 krediyi dönünce İTÜde hayat daha tatlı, bunu farkettim.
Tabii orayı dönene kadar hayat hiç de tatlı değil, o ayrı..

Bu yazıyı,
Bugün otomasyona giriş dahi yapamayan, 
"Bilgisayarı kapattım kahvaltı ediyorum." diyen,
Çılgınlar gibi yenileye tıklarken açılışın 11'e alındığını fark bile edemeyen,
11de başlayacak diye rahatlayıp ders alanlar olduğunu duyunca kaderine lanet eden,
Okulu bırakma kararı alan,
İkinci senesinde olup henüz 2. sınıftan sayılmayan, bunlar alamıyorsa ben ne halt yiyeceğim 31inde diye kederlenen,
Ha tabii bir de biz de bu yollardan geçtik diyerek koltuğunda gerinip gururla kahvesini yudumlayan,

Tüm sevgili İTÜ'lü kardeşlerime ithaf ediyorum..

Bir ders seçimi klasiği, şahsi tatlı ders seçimi anılarım..


Oysa ilk dönem ne tatlı oluyor, 
Okulun ilk dönemi sistemin açılmasından iki dakika önce aldığım derslere sevinip, oysa ne tatlı oluyormuş ders seçmesi demiştim, ah çocuk, ben de tatlıymışım..

İTÜ'nün en dertli yanı, çoğu şeyi bizzat burnunuz sürtülerek öğreniyorsunuz,
Hani bir kişi de siz şapşal seçimler yaparken, hop orda dur tatlım ne yapıyorsun demiyor..
Özgürlük güzel şey, ama bazen bir el başınızdan tutup sağa sola çevirse de istemiyorsunuz değil,
Mesela ben okulda koca bir dönem kaybettim, bu yönlendirilmeme sebebiyle..

Bak yönlendirmek isteyen, sorularınıza açık ve istekli insanlar var tabii ki, kendilerini buradan kocaman öpüyorum hatta!
Ancak çoğunlukla kendi şapşallığınızdan onları zamanında bulamayabiliyorsunuz, her neyse..

İkinci dönem, birinci dönemin verdiği rahatlıkla bilgisayar başına geçtiğimde,
Çok mutlu bir çocuktum,
Hatırlıyorum,
Yanaklarım al aldı, böyle elma yanaklı sevimli bir çocuktum.

Sonra hakaretler etmeye başladı dilim, İTÜ insanı fena bozuyor bazen..

Nitekim yaklaşık bir saatlik umutsuz bir çabalamadan sonra, gerçekle yüzleşip kaderime lanet ederek,
Durumun psikolojisinin verdiği yoğunlukla bilgisayar başından kalkıp,
Televizyon başına geçtim ve,
Selena izledim.

Evet Selena.
İnanın ders seçiminden daha keyifliydi.
Kafa açıyor en azından.

Böyle farklı dünyalara gidiyorsunuz.
Tam ders seçiminde aranılan haz.


Sonra beni bu kayıp ruh halinden sevgili bölümdaşım Zeynep U. çıkardı, beni ormanda kaybolmuş Tarzan ruh halinden çıkarıp "benim derslerimi bir arkadaşım alıyor, seninkini de alsın" dedi.
Ne tatlı insanlar var dünyada,
Sevgili Umut A.'ya zamanında beni tanımadığı halde bana ders aldığı için teşekkür ediyorum, öpüyorum hatta..
Kendisine hala bir pasta borcum olması lazım, neyse ki unuttu.
Şaka canım, bunu okursa kesin alırım.

Peki biz siteyi görmeyi bırak neredeyse internete bağlanamayacakken, bu çocuklar nasıl kendilerini bırak bir de ona buna şuna bile ders seçtiler dedik,
Cevabı, dersleri gidip okuldaki bilgisayarlardan almaktı.

Bu fikri sevdik, yaparız biz bunu dedik, 3. dönem.
Mis gibi bir sonbahar başlangıcı, okulda sabahlamak üzere yola çıktık..


Bizim okul korku filmi seti vesselam, 
Akşam 8 civarıydı okula girdiğimizde, o zaman da körpeciğiz,
O ağaçlı yolda sanarsınız sağdan soldan kurtlar ayılar atlayacak..
O akşam önemli bir maç vardı, arkadaşlarımız geç geleceğiz dediler,
İki kız ağaçlı yolda güle kıkırdaya, neden aydınlatma özürlüyüz diye söylenerek kütüphaneyi bulduk..

Tazeler bilmez, eskiden kütüphane gece açık değildi,
Totalde 20 kişilik olan rezerv kısmı açıktı sadece, hani bir de gidip masa kapma derdi vardı,
Plajda şezlong kapma misali.. 

Masaya havlumuzu attık tabii,
Sanırım sabahlama maceralarımızın en neşelisi o ilk dönemdi, 
Gecenin bir saati yemekhanenin yanındaki banklarda pizza yemiştik mesela, tatlı zamanlardı,
Her şey kalabalıkken keyifli galiba.. 
Ya da aşıkken.. 

İşin dedikodusuna girmezsem olmuyor değil mi?

O gece sabaha karşı, kampüsün önünden geçen yolda tuhaf hareketler sergileyerek uyanık kalmaya çalışırken, nedense güzel şeyler olacağına inanmıştım.. 

Bir de o zaman, yoklama derdi vardı,
Bizim fakültede de, yani Uzay-Uçakta, yoklama vardı ancak bir kağıt parçasından oluşuyordu, biz o sebepten ne olur ne olmaz diye elektrik fakültesinin yoklamasına yazılmıştık.

Nitekim, şekerli bir su pıtırcığı gibi tatlı fakülte sekreterimiz Aylin abla,
Nedense ertesi sabah gelip haşırt diye yoklamayı ortadan ikiye ayırmıştı, 
Yeniden yapılacak diyerek, o sabah neden kızgındı bilemiyorum..

Elektrik-elektrikte de bir ekip var, sanarsınız yoklama almak için doğmuşlar, 
3er saat arayla yoklama alma fantezisi, izlenilmeye değer bir aktiviteydi ama..
Fakültenin "abileri" ki kendilerinin mutlaka arabası vardır,
Yoklamayı başlatırlar,
Sabah kim labları kullanacak sıralaması,
Gece 12de, 3te ve sabah 6da, 3 tane yoklama yaparlar..
Aradaki süreçte onların arabası var tabi girer, uyurlar,
Siz de yoklama kaçmasın diye tam o saatte elektriğe yürürsünüz fiti fiti..



Yoldan buradayım diye bağıranlar,
Kız ismine burada diyen erkekler, erkek ismine burada diyen kızlar,
Ve acımasız yoklamacının kişi başına yalnızca 8 saniye ayırmasın, buradayım dedin, dedin..

O liste sabaha kadar neredeyse yarıya iner..
Yazık benim kardeşlerime, mutlaka uyuyakalırlar..

Son yoklamadan sonra da saatin 8 olmasını beklersiniz,
Ne zaman ki poponuz bilgisayar koltuğuna değer, anca rahatlarsınız,
Bu arada biz o dönem dersi kendi fakültemizden aldık, gece uyumayıp yoklama aldırdığımızla kaldık yani..

Gerçi benim bilgisayar bir türlü siteye girememiş,
Aynı süreçte Zeynep hem kendine hem de bana ders almıştı ya.. 
Olsun ben de sabahladım işte..

Sabahleyin arkadaşlarınız mutlaka söylenir, "öbür dönem hayatta sabahlamam!"
Evde eğlencede olsanız, hepsi söylenmeden bir güzel sabahlar ama..


4. dönem, artık bilir kişiler olarak, yine aynı kadro, 
Bir yarımız önceden yer tutup, diğer yarımız güle oynaya yiyip içip okula vararak, 
Bir başka rezerv gecesini başlattık..

O dönem bizim fakültede bilgisayarlar yenileniyordu, işe bak tam da seçim dönemi,
Bu kez hakikaten elektriğe mecbur kalmıştık, neyseki yoklama konusunda deneyimliyiz,
Önceden isim yazdırıp rahatladık..

Yalnız hesaba katılmayan şey..
O hava ne kadar soğuktu arkadaş..


Üstelik ders seçimi sebepsizce saat 2deydi,
Yani sabaha varmanız da yetmiyor, 2ye kadar takılmanız lazım..

Yavuz Ö.'nün 50 kuruş attım 2 su geldi diyerek neredeyse dans ettiği anı hatırladım da.. 
Her şeye rağmen keyifliymişiz..

Tabii dışarısının takılınamayacak kadar soğuması sonucunda rezerv sınırlarına çekilmek zorunda kalmak,
"Öbür dönem hayatta gelmem!" söylemlerinin haddinden erken söylenmeye başlanmasına sebep oldu, bu da azıcık tadımızı kaçırdı..


Dötümüz dondu dötümüz.
Ne ders seçimidir arkadaş!

Ertesi sabah labların açılmasını beklerken, elektriğin içerisine sığınmış taşlarda otururken bir fotoğraflarımız var, içler acısı.. Onları da yazıya iliştireceğim..

Sonuçta o gün de öle dirile okuldan derslerimizi aldık, yine ben kendim alamadım ya gerçi, bu kez de Yavuz önce kendininkini sonra benimkini hatta sonra bir başka arkadaşımızınkini de almayı başardı, ve okulu terk ettik..


5. dönem herkes resti çekti, daha da gelmeyiz dedi erkek tayfa..
Biz de kız kıza gezeriz bu gece dedik,
Nitekim benim evden ders almam için Tanrı'nın elinin değmesi lazım, o denli.

Yine bir sonbahar akşamıydı,
Bu kez İTÜ bize acıdı ve kütüphaneyi geceleri açık bırakma kararı aldı,
Ancak sanırım bu işin eğlencesini kaçırdı,
Nitekim kızlar sağolsunlar, fosur fosur uyudular koltuklarda, çok yer olunca yoğunluk da azdı zaten,
Tadı kaçtı yani sabahlamaların..

Nerede o itiş kakış oturmacalar..



Akşamdan yoklama alınmadığını öğrendiğimiz anı hatırlıyorum da,
Gülçin D., ne tatlı sinirlenmişti.. 
Zeynep'in de eve dönme narası attığına eminim..

O sene kütüphane önündeki anlamsız, Galata kulesi heykeli de taze dikilmişti, kendisiyle çok eğlendik o gece itiraf ediyorum..


Fakültemizin tatlı güvenliği, akşamdan beri gelip giden bu tatlı 5 kıza 
"Sabah ilk sizi yazacağım listeye." diye söz vererek, kalbimizi fethetmişti,
Dediğini de yaptı, laba ilk giren kişiler olduk, aldık dersleri..


6. dönem, İTÜ sınıf ayrıcalığı çıkardı, 
Geldik işin en civcivli kısmına,
Hindistanlı bir ermiş dedi ki..

35 krediyi geçersen 2,
75 krediyi geçersen 3,
110 krediyi geçersen 4,
150 küsuru geçersen de mesut olursun..

Hayda..
Ben ki gözetimin bağrından kopup gelmiş bir genç, nasıl 3 olayım, 
Sevdiklerimle yollarım, ders seçimi günlerim ayrıldı, kalbim kırıldı, daha da okulda sabahlamam dedim..

Ve evden aldım!
Ben de şaşırdım, aldım ama..

Bölünmece biraz da olsa işe yaramış dedim..
Tabii aldım derken ilk yarım saati kastetmiyorum, ümitleriniz kesilmeye yakın başarmazsanız, tadı olmuyor zaten..

Bazen rektörlüğün hepimizin odasına birer kamera yerleştirdiğini ve
Ders seçerken nasıl kızarıp bozardığımızı görüp mutlu olduklarını düşünüyorum..

Hakikaten, ders planı önüne gelen ne tatlı okullar var..
Ama bizim okulda ders planı hazır gelse, onda da binbir türlü sıkıntı yaparlar adama..
Mühendis olacağız tabii biz, önce çözüm üretmeli..


Yaz okulu en tatlısıymış, Antalya'da içkimi yudumlarken aldım derslerimi.. Bakınız, sağdaki fotoğraf..



Ve bu dönem, 
Tez zamanda 4 olmaya hevesli bir 3 olarak, fakülteme sabahtan rahat rahat gidip,
30 kişiyle tatlı tatlı, saatin 10 olmasını bekledim..
Zorlu yollardan geçmiştim,
Çok ders seçimi görmüştüm, artık biliyordum, o dersler benim olmalıydı..
Zeynep'e dönüp dedim ki,


"Ya bir kere de ben alayım 10.01de derslerimi."
Zeynep, söylenerek
"10.01 teşekkürler İTÜ falan yazıyorlar ya, ne kadar gıcık oluyorum." dedi..
Yineledim,
"Yahu bir kere de tam 10da ben alayım derslerimi.."

Saat 09.59da tıkladım kayıt menüsüne, tam o an açılan CRN kutucuklarını inanın algılayamadım..
Arkamdaki kız "kutuları gördüm" diye bir yakarış atmasaydı, kutuları gördüğümü fark etmeyecektim..


10.00
Şaşkınım.

Dedim, hala da şaşkınlığımı atamadım inanın..
Meğer İTÜ'de küçük olmak zor işmiş.. 
Büyüyünce sizi de seviyorlarmış.. 


Şimdi hala debelenen 2lere, ya da bu yazıyı okuyup yarından sonrası için içlenen 1lere sesleniyorum,
Umudunuzu yitirmeyin..

Ve size Tarkan'dan "İnci Tanem"i armağan ediyorum..

Sabredin inci tanelerim..


Sonra bir ara nasıl ders seçilir yazısı da yazabilirim,
Ne çok kanayan bir yarammış bu değil mi?
Öpüldünüz..
ÇS*12








Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme