16 Temmuz 2012 Pazartesi

Aşk Meselesi, 2

Bir dahaki resmimde kesin olarak ayçiçekleri çizeceğim.
Hayrola  Van Gogh'a mı özendin,
Ya da sadece hayrola demeyin.
Olay, gerçek aşk meselesi..

Şimdi bunu Aşk Meselesi, 2 yapayım da o halde, başlığımız yürüsün.

Van Gogh resimlerinde kendini ayçiçeği olarak çizermiş,
Kendini ayçiçeğiyle bütünleştirmiş.

Olabilir, size saçma gelebilir, gelmeyedebilir.

Açıkçası ben çok da sorgulamamıştım, nedendir diye,
Sanatı sorgulamam arkadaş, yorumlarım ama sorgulamam,
Hala da açıp iki kitap karıştırmışlığım yok hakkında ama, malum ben fikir yürütmeyi seven bir insanım..

Sanırım onu geçen pazartesi sabahı anladım.

Bak Van Gogh Alive sergisine gidişimin üstünden kaç ay geçti hala bu konuyla ilgili yazmamış olmama inanamıyorum.
Bir sebep gerekiyor bazen,
Ya da anlamak..

Olayı klişeleştirmek istemiyorum..
Sadece yaşadığım farkındalığı paylaşmak isteği bu..

Edirne'de bir yazlığımız var, haftasonları gidip geliyoruz son 6 yıldır sanırım..
Her sene yolda, sırayla farklı bitkilerin yetişmesini izliyoruz,
Örneğin önce buğday tarlaları oluyor, sonra buğdaylar yerlerini pirince bırakıyorlar, sonra ayçiçekleri ekiliyor, onlar büyüyesiye de mısırlar dahil oluyor..
Benim gibi, fazlasıyla pastoral ve romantik bir kişilik için izlemesi bir hayli keyifli bir süreç, sizi ne kadar açar bilemem tabi..
Beni bırak oralarda koşuşturayım yani ama, ne yaparsın dünya hali..


Her neyse,
Geçen pazartesiye dönecek olursak, sabahın 6sında yola çıkıyoruz ki, malum İstanbul trafiğine kalmayalım, sanki İstanbul trafiğinden kaçış var ya, artık o saatin verdiği bir kafa açıklığı mıdır bilinmez, 6 senedir olduğu gibi hayran hayran ayçiçeklerini izleyip fotoğraflarını çekmeye çalışırken şöyle birkaç mısra çıktı aklımdan..


"Olsun, ayçiçeğinin güneşi beklediği gibi,
Ben de sana döner yüzümü, belki göğümde tekrar doğarsın diye 
Beklerim,
Allah'ın her günü.."


Sanırım o an dank etti.
Milyonlarca ayçiçeği, 
Her biri birbirinden ve çevresindeki her türlü çiçekten güzel ve değerli, ancak hepsi, 
Ulaşılmaz tek bir sevgilinin ağzından düşecek bir çift lafa talim,
Her gece onun gidişiyle boyun büküp, her sabah belki varlığını farkeder diye erkenden uyanıp onun gelişini bekliyorlar..


'Sanırım bir tanımı da bu gerçek aşkın,' dedim içimden, haydi oradan demeyin size anlatacaksam not alıyorum düşüncelerimi. Ya ne oldu?


Olayın ruhani kısmına girmeyeceğim, gerçi Van Gogh'un hayranlığı ve bütünleşmesi daha çok ruhani kısmıyla, güneşe, ışığa dönmekle alakalı sanırım, ama ben her zamanki gibi işin biraz daha 'gerçeksel' kısmındayım.


Ben hep kendimi en çok aşık, en çok acı çeken sanıyorum ya,
Belki siz de öylesinizdir diye,
Sizden daha beterleri de var bilin istedim..


Ayçiçekleri, 
Bir dahaki resmimde yapacağım şey tam olarak şu,
Ayçiçeklerini çizeceğim,
A-ah şaşırdınız değil mi, ama dümdüz çiçekleri ya da tarlaları değil,
O bir tek sevgiliyle bir kere göz göze gelmek için,
Hergün, milyonlarca ikizi arasından bıkmadan varlığını doğrultan,
Aşık ayçiçeğini çizeceğim. 



Üzüleceksiniz onun için,
Bir yandan da kıskanacaksınız onun bu değeri pahayla ölçülemeyecek,
tek mevsimlik tutkulu aşkını..


Ya yine yaptım reklamımı, verdim gazı, bekleyin şimdi.


Şiir konusuna dönersek,
İtiraf ediyorum, hayatta doğaya dağa bayıra, ya da bir davaya bir düşünceye yönelik şiir yazabileceğimi sanmazdım, düşünce konusunda hala tavrım aynı ama sanırım ayçiçekleri için bir kaç satır yazabilirim, bence azimleri bunu hak ediyor. 


E, siz ne yapıyorsunuz?
Özledim bak, 
Hem de çok, malum gurbetteyim hala.. 


O kadar anlattım bir Van Gogh çakmazsam da ayıp olur..
Van Gogh çakmak, bak adam mezarında ters döndü, tövbe tövbe..








Ne alakaysa aklıma, "İtalya'ya gidince Picasso'yla tanışmak isterim." diyen aptal manken geldi, canımın içi ya..


Her neyse tatlılar, 
Belki sonra yine yazarım, 
Sevgiyle kalın,
Ama çok aşık olmayın, ayçiçekleri gibi, 
Sevdiğiniz güneş de olsa, güzelliğine kanmayın..


İyi geceler..
ÇS*12




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme