12 Temmuz 2012 Perşembe

Işınlanma Meselesi, 1

Kafamın içinde bir deniz var,
Bir sağa bir sola sallandırıyor..




Demişim tam 11 ay olmuş.
Maşallah yani, zamanın hızına yetişebilen varsa onunla evleneceğim zaten, beni de yetiştirsin diye..


Dün, Geleceğe Dönüş filmlerinde gidilen gelecek tarihiymiş mesela,




Baktım, bir şeylerin uçacağına yönelik şiddetli bir inanış var..
Yok ya, arabalar uçmuyor daha, bir elli yıl daha da uçmaz söyleyeyim, niyetlenmeyin.
Uçuracak teknolojiyi bulamayacağımızdan değil, gerek yok.



Önceki gün iki saat köprü trafiğindeyken düşündüm.
Yahu, biz iki boyutlu, tek düze yollarımızda kaos yaşıyoruz, çok boyutlu bir trafik düşünsenize,
uçan kaçan belli değil, herkes kafasına esen yükseklikten gidiyor,
kafa kol sakatlık hak götüre..


Olmaz o iş benden söylemesi..


Tabii, bundan 100 yıl sonra, tüm meziyetlerini tüm teknolojileri kullanarak bu yazımı tarihin puslu sayfalarından çıkarıp, "nooldu bak öngörememişin al uçuyoruz" diye hırs yapan bir akıllı çıkarsa, kendisine yukardan tatlı bir selam çakarım, serin serin..




Bak bu konu ışınlanmayla ilgili engin düşüncelerimi açıklama hissiyatı doğurdu şimdi.
Bilmem daha önce bahsetmiş miydim ama,
Işınlanma bulundu ya,
Net yani.
Ama açıklamıyorlar, ben de bulsam ben de açıklamam.


Neden diyeceksiniz, ki bazılarınızda benim pis kafam var onlar demeyeceklerdir..


Birincisi, hiç insanın eline verilecek güç değil o arkadaş..
Çok fazla kısıtlamaya ihtiyacı var o meselenin, sadece bulmakla bitmez yani, buluyorsanız engellemeyi de bulmanız lazım, yoksa zaaaaart kanepende Hüsmen abi televizyon izliyor.
Tabii bu Hüsmen abinin yapabileceği en masum aktivite.


İkincisi, ona biçilebilecek bir değer yok.
Ticari düşünün iki dakika, tüm araba sektörü uçak, otobüs sektörleri, alayı eleniyor.
Neden?
Odanızdan Rusya'ya 37 saniye sürse, hanginiz denemezsiniz Allahsızlar?

Kim para verir, uçağa bilete?


Üçüncüsü, suç oranını arttırır ışınlanma.
Neden?
En nihayetinde insanız, her birimiz bir başka telden çalıyor,

Herkes senin benim gibi iyi insan olmaz, belki sen ben bile iyi değilizdir,
Herkesin istediği yere şipşak gitmesi, ne bankada para, ne sende bende namus, ne dostluk ne arkadaşlık bırakır.
Hele şu "stalker" meseleleri var ki, ona girmeyeyim bile.
Hanginiz hoşlandığı kimsenin evine şipşak bir girmeyi denemez?
Yemeyelim şimdi birbirimizi..



Dördüncüsü, net savaş çıkar.
Çünkü bulan, yaklaşık bir 200 yıllık "kapak" armağan etmiş olur rakiplere,
E rakipler bununla sidik yarıştıramaz, ancak insanlarını yarıştırabilirler.


Daha bin tane var ama bence en komiği,
Obezite artar,
Yoksa Amerika buldu da ondan mı obezitede tavan yaşıyorlar?
Şurada iki ay, metro metrobüs otobüs kullanmasam, onu geç arabası olanlar da trafikte kendilerini ve başlarını yemeseler, 
Oturduğumuz yerden şık şık sağa sola gitsek,
Alayımız yuvarlanacak seviyede obez oluruz.




Ha şimdi tüm bu yazdıklarımın akabinde,
Aaa Çiçek ışınlanmaya karşı.
Gibi ilginç sonuçlar çıkaran tatlılarım için söylüyorum, kimse bulmadıysa ben bulacağım o denli istiyorum üzerime gelmeyin.
Heyecanla beklemesem, üzerine bu kadar fikir yürütür müyüm durduk yere?

Misalen,
Sabah sizi görsem,
Öğlen Naviş'in yanağına bir öpücük atsam,
Akşam üstü Alex'le çay içsek,
Yemeği de Şeyseller'de yesem fena mı olur?


Hakikaten bir ara da Şeyseller modası vardı, ne oldu oraya?
Bak birden aklıma takıldı.



Velhasıl kelam, siz siz olun ışınlanmayın.


O ne demek ya,
Dur günün öğütünü bulamadım.


Yatmadan önce soğuk meyve yemeyin.


Ya da, geri dönerse senindir dönmezse hiç senin olmamıştır?


Yok olmadı hiçbiri, siz en iyisi, bu yazıdan sonra merak edin de, Geleceğe Dönüş serisini zaman yaratıp izleyin bir baştan.. Ben de zaman bulunca yapacağım..


İnsan oğlunun atıp tutmak kadar güzel yaptığı bir ikinci iş yok.


Yazıya da ışınlanma meselesi 1 diyorum, nitekim benim ışınlanma fikirlerim bitmez, elbet yazarım yine..


Haydi hepinize iyi geceler..
Teker teker öpüyorum, yanaklarınızdan..
http://www.formspring.me/saricic
ÇS*12

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme