26 Haziran 2012 Salı

"Velev ki", 2 : Ölmeden Önce Yapılacaklar Listesi

İyi akşamlar sevdiceklerim..


Bu geceki konumuz hep kafamda olan bir konudur ama,
Bu gece bu konuyu açacak olmam bana bile sürpriz oldu.




Konumuz, yine velev ki meselelerinden,
Eğer yarın öleceğinizi bilseniz ne yapardınız?




Ben bu başlık üzerine var ya, kitap yazarım yani.
Aslında bir kere düşünmüştüm temelinde bu soru yatan bir hikaye,
ama komedi bazlıydı, belki bir gün çok zamanım olursa yazarım..


Hikayede, aslında 2012 meselesiyle de biraz dalga geçmek amacıyla, kahramanımız ertesi gün öleceğiniz öğrenir, ve kendisine kalan 24 saatlik süreçte, hiç yapmadığı şeyleri yapmaya çalışır.


Aslında bir gün yazarsam bunu amacım, hayallerinizi ulaşabileceklerinizi yarına bırakmayın mesajı vermek ve insanoğlunun yarın olmayacağını garantileyince nasıl çirkinleşebileceğini güldürerek anlatmak olacak.


Klişelere kaçmadan tabii ki..
Belki yazarım bir gün..
Dedim ya kafamda hikaye çok, ah keşke sonsuz zamanım olsa..




Şimdi konuya geri dönelim,
Yarın öleceğinizi bilseniz siz ne yapardınız?


Bence herkes öncelikli olarak - tabi bir kaç saati yusuf yusuf geçirip dertlendikten sonra - aşk meselelerini kapatmaya çalışırdı.
Söyleyemediği şeyler varsa açıp söyler rahatlardı.
Hani çünkü yarın olur da hala söylemediyse, içinde kalacağı kesin ya..
Son bir 24 saatliğine de olsa hepiniz sevgili yapmaya çalışırdınız,
Üstelik fakir edebiyatıyla bak,
"Ayşegüüül, yarın öleceğim ben, ama kimseye söyleme olur mu, kimseyi üzmek istemiyorum, boş musun?"


Sizi sizi.


Yahu yarın öleceksiniz diyorum, siz hala beşeri, hala beşeri..


İkincil olarak arkadaşlarda veya vefa borcunuz olan kişilerle bir şekilde helalleşirdiniz diye düşünüyorum.
Bu kısımlar masum tabi,
Ne bileyim çok malınız mülkünüz olmasa da, ipod'unuzun kime gideceğini garantilemek için bir vasiyet karalardınız.


Şimdi işin çirkinleştiği kısma geliyorum.


Hani içinizde kalmasın diye konuşurdunuz dedim ya,
Saat ilerledikçe içinizdeki melek yerini,
"Dur lan, yarın öleceğim tüm bu sinirim içimde mi kalacak." rahatlığı alarak, tek tek, gıcık olduğunuz kim varsa onu arayıp amiyane tabirle, ağızlarına ederdiniz.
Bir de o nasıl olsa yarın yokum rahatlığıyla insan ne güzel açılır ne güzel konuşur değil mi, oooh ana avrat.


Akşam üzerine doğru çirkinlik fizikselleşir.
Öncelikle denemediğiniz ne varsa denersiniz bence.
Ulaşılabilir olanları tabi.


Olanca paralarıyla bir geceliğine olsa bile yurtdışına kaçacaklar da olacaktır.
"Oğlum Las Vegasta iki zar atmadan öldü dedirtmem!"


Sonra kesinlikle bir şeyleri ateşe verirdiniz.
Bak bu yüzde 90 emin olduklarımdan.
O özgür hissetmenin verdiği gazla, küçük büyük bir şeylerin yanışını izlemek isteyeceğinize eminim


Sonra
"I am the king of the wooooooooooooorld!"
Kısmı var, bak Jack Titanic batmadan yaptı da fena mı oldu.
Bir yerlerde kimseyi umursamadan bağıracağınıza eminim.
Hani sizin süreniz nasıl olsa doldu ya,
Şimdi tüm sosyal kuralların, ya da yasaların hiçbir anlamı yok sizin için.
Sizi kapsamıyor yani.
Koşun sokaklarda.


Ve suç işleyenleriniz de olacaktır.
Halbuki giderayak ne yapıyorsun böyle işler değil mi?
Ama mutlaka deneyeceksinizdir, yasak olan bir şeyleri,
Masumiyet seviyesi tamamen içinizdeki "hayvanın" masumiyet seviyesine bağlı..


Gece ilerledikçe bir durgunlaşma gelecektir tabi,
O saate kadar içmeyecek kimseyi tanımadığım için geceyarısına sarhoş gireceğinizi hesaba kataraktan,
Arkadaşlara sarkmalar ve sarılmalar başlayacaktır diye düşünüyorum.
"Oğlum beni çok özleyin olur mu lan.. Olur mu.. Yengenize de yan gözle bakmayın ben yokum diye.. Hani kardeştik lan biz..Gel öpeyim bir."


Durulduğunuz, etrafınızdakilerin de içlendiği süreç sabaha karşı olacaktır..
İşte sizin de tam olarak 3.5 attığınız an..
Şanslı olanlar bu kısımda çoktan sızmış olacaklardır..
Çok şanslı olanlar son günlerinin cılkını çıkararak içlerinde gupte kalmadan son saatlerine girmiş olacaklardır..


Buradan gerisi ve buradan öncesinin ayrıntısı bireysel tabii ki,
İsimler mekanlar değişecektir.
Ancak hepinizin hiç tatmadığı en az bir yemeği tadacağınıza eminim.
Ya da içkiyi.
Ya da duyguyu.
Bunların hepsi birbiriyle ilintili zaten..


Midemizle aklımız,
Aklımızla kalbimiz,
Kalbimizle ayaklarımız
Bağlantılı olmasa, tek bir vücutta toplanmazlardı zaten.


Hepsini mutlu etmek için uğraşacağınıza eminim.
Özellikle de vicdanınızı..
Çünkü vicdan öyle korktuğumuz bir şey ki, sanki öldükten sonra bile peşinizi bırakmayacak öyle değil mi?


Kişisel olarak sen ne yapardın diye sorarsanız..
Birkaç telefon görüşmesi yapacağım kesin..
Ben durumu kimseye çaktırmayanlardan olurdum diye düşünüyorum, nasıl olsa yarın, bugün neden bu kadar saçma sapan davrandığımı anlayacaklar değil mi, bugünden üzülmelerine gerek yok..
Bir yerlere kaçmayı da denerdim kesin, ama akşam olunca eve dönmek isterdim diye düşünüyorum..
Tabi içimde kalan her şeyi yaptıktan sonra..


Yani neymiş,
İnsan istese tüm hayatını, tüm isteklerini 24 saate bile sığdırabilirmiş..
Ama biz yapmıyoruz,
Bize verilen ortalama 60-70 yıllık süreç bile,
her istediğimizi yapmaya yetmiyor.













Çünkü tembel ve korkağız.
Bu tüm zincirlerinizi kırın sokaklara dökülün delirin demek değil.


Yalnızca bazen kendinize dönün ve bu hayat yaşamak istediğim hayat mı diye sorun,
Yarın ölecek olsam ne yapardım diye sorun..
Ve yarın onların en az bir tanesini deneyin.


Bakın bu "Before i die.." panosu, düşünün bakalım siz neler yazardınız..


İyi geceler tatlılar,
Kafanız karışırsa, ben buradayım..
Öptüm..

ÇS*12

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme