5 Haziran 2012 Salı

Yaşayınca Anladım

2-3 gün önce "güçlü görünmek"i eleştiren bir yazıya başlamıştım.
Sonra nedense lafın sonunu bağlayamadım, yayınlamak istemedim.

Bazen bir konuyla ilgili çok doluysanız yazamayabiliyorsunuz.
Daha doğrusu aynı anda aynı cümlelerde o kadar çok farklı şeyden bahsetmek istiyorsunuz ki, konunuz bir türlü bitmiyor, bitse de içinize sinmiyor.



Sonra bugün 45. defa odamı toplarken, bir şiir buldum.
Bazen, bazı eşyalar ya da anılar, sizi üzmek, sizi bambaşka bir zamana götürmek için adeta pusuda bekliyorlar. Gerçi bazen de göstere göstere kendimiz üzerine gidiyoruz ya..

Beni bu beklenmedik anda ortaya çıkanları mahvediyor.
Şiir bana ait değil, öncelikle onu söyleyeyim, çünkü kendi yazdıklarımı da bazen belli bir zaman sonra  keşfedip içlendiğim oluyor, ancak onlar göstere göstere incinmek koluna giriyorlar.
Şiir Can Yücel'in.. Evet, direk yelkenleri suya indirenler olmuştur diye düşünüyorum.
Yazının sonuna saygıyla iliştireceğim şiiri, merak etmeyin..

Bu şiirin odamın herhangi bir yerinde değil, evimde, hatta bilinçalanım dahilinde herhangi bir yerde bile var olduğundan haberim yoktu. Sürprizlerin efendisi oldu yani.



Şiir herkesin sevmesi için fazla spesifik bir tür, kısacası herkesin şiir sevmesini bekleyemezsiniz.

Fakat benim her seferinde, her güzel şiirde, etkilendiğim asıl şey, dünya üzerinde hiç birbirini tanımamış, aynı havayı solumamış, aynı koşulları paylaşmamış, aynı insanlarla tanışmamış ve hatta hiçbir ortak özelliği olmayan, iki farklı insanın (ben ve şiirin tatlı şairinin mesela) tam da aynı duyguyu yaşadığını, tam da aynı şeyleri düşünebildiğini kanıtlaması..

Yani, duyguların evrenselliği..

Bugün söz konusu şiiri okurken, bir çok düşüncemin, bir çok yaşanmışlığımın kibarca ve apaçık dizelendirilmiş halini gözümün önünden geçirdim.



Ne kadar tuhaf değil mi? Siz yaşarken hep kendinize özel sanıyorsunuz, tüm duygularınızı,tüm anılarınızı, fikirlerinizi kendi fikriniz sanıyorsunuz, ağlarken bile, bir tek siz şuan ağlıyorsunuz gibi.. Oysa Can Yücel de benim bugün kendisinden yıllar sonra okuduğum şiirini yazarken benim gibi içlendi, benim duygumu, bana ait sandığım her şeyi o da hayatında anlatmasına sebep olacak bir şekilde yaşadı, üzerine düşündü, şimdi benim sandığım fikirleri aklından geçirdi, o da zamanla fark etti bazı şeyleri, benim gibi, sizin gibi.. 


Herkesin bildiğini, herkesin yaşadığını.


Üstelik paragraflar dolusu yazıp da anlatamadığım "güçlü görünmek"i bir dizede yazıp bitirmişti Can Yücel..

Peki kendi içimde hep dönüp dolaşıp geldiğim nokta,
hepimiz bu kadar aynıysak, bir şekilde hepimiz aynı şeyleri, hayatta da aşkta da yaşıyorsak, aynı üzüntüler ya da heyecanlar, tüm kurgular tüm hikayeler hepimiz için bir şekilde aynıysa, neden bu kadar çok insan var yeryüzünde?

Havva ile Adem, yaşayıp da tek seferde, niye bitirmedi tüm bu duyguları?



Bir kaç gündür, sabahlıyorum o yüzden az biraz felsefe yapmamı hoşgöreceksiniz..
Bir kaç gündür dünya üzerinde kendimi çok yalnız hissediyorum.
İçinden çıkamıyorum.

Sonra böyle bir an oluyor, yalnız olmadığımı fark ediyorum.

Ve şiir.. Umarım siz de kendinize bir pay çıkarırsınız, yalnız olmadığınızın farkına varırsınız..



ANLADIM

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,

Neden hiç ağlamadığını anladım.
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir ama, bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlemekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
"Sana ihtiyacım var, gel! " demekmiş güçlü olmak,

Sana "git" dediğimde anladım..
Biri sana "git" dediğinde, "kalmak istiyorum" diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde, gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil, "affet beni" diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,

Yüreğimde sevdi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş..

Can Yücel



bu akşam daha çok yazasım var, sizde ne var bilmiyorum..
şimdilik, güzel akşamlar..
ÇS*12





Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme